Taksim Yayalaştırma Projesi
4 Ocak 2012 tarihinde Anıtlar Kurulu tarafından da onaylanan proje kapsamında yapılan çalışmalar iki ayrı bölümde ele alınmaktadır.
a)Taksim Meydanı Düzenlemesi
b)Taksim Kışlası yeniden inşası ve Kentsel tasarım çalışmaları
Meydan düzenlemesi kapsamında, Taksim Meydanı’nda mevcut durumda; toplamda 54.306 m2’lik parçalı şekilde bulunan yaya alanı, 100 bin m2’ye çıkacaktır.
Anıt etrafındaki trafik, otobüsler ve duraklar meydandan kaldırılacak ve bu sayede Gezi Parkı ve AKM önü, Talimhane, İstiklal Caddesi’ne kesintisiz yaya sirkülasyonu olacaktır.
Çalışmaların ikinci bölümü kapsamında, 1939 yılında yıktırılan Topçu Kışlası’nın aslına uygun bir biçimde yeniden inşası ve yapılan kışla binasının çağdaş kent yaşamının bir parçası haline getirilmesi hedeflenmektedir.
Halihazırda yürürlükte olan Proje kapsamında, müze ve sanat galerileri, atölyeler, kütüphane, kitap satış bölümleri, özel sergi ve araştırma merkezleri ile bu fonksiyonlara ek olarak kafeterya, otopark, depo ve servis alanlarının yer aldığı kültürel ve sosyal tesis olarak kullanımı amaçlıyor.
Kışla binasının kuzey ve güney kanatlarında (meydan ve Gezi Parkı cephelerinde) yaratılan boşluklarla İstiklal Caddesinden ve Taksim Meydanı’ndan Gezi Parkına uzanan yaya aksı kesintisiz olarak devam ettiriliyor.
Topçu Kışlası ortasında kalan ve ağaçlarıyla birlikte korunan 17bin m2’lik alana Taksim Meydanı’ndan kesintisiz olarak yaya geçişi olacak. Binanın avlusunda kalan mevcut Gezi Parkı düzenlemesi aynen korunacaktır.
Gezi Park Olayları
16 Eylül 2011 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde oy birliği ile kabul edilen Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında Taksim Gezi Parkıyla ilgili düzenlemelerin protesto konusu olmasıyla 27 Mayıs 2013 tarihinde Taksim Parkında başlamıştır.
Taksim Yayalaştırma Projesi daha önce de küçük grupların gösterilerine konu olmuş fakat 27 Mayıs’ta küçük grupların devam eden protestoları, ilerleyen günlerde genişleyerek büyümüştür.
Olayların Kronolojisi
27 Mayıs 2013
Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında, sökülen ve taşınan 10 (yazıyla on), kesilen 2 (yazıyla iki) ağaç nedeniyle, Taksim Dayanışma Grubu protesto gösterisi düzenledi ve 50 kişiden oluşan bir grup, parkta çadır kurarak nöbet tuttu. Bu süre zarfında, sosyal medya başta olmak üzere, farklı mecralarda aralarında bazı gazetecilerin, CHP milletvekilerinin ve radikal grupların da bulunduğu bir kesim sürekli olarak yanlış bilgilerle kamuoyunu yönlendirmeye başladı.
29 Mayıs 2013
Başta Twitter olmak üzere sosyal medyanın harekete geçirilmesiyle Gezi Parkı’nda nöbet tutan kişi sayısında artış oldu ve protestocular çadırlarıyla birlikte parka yerleşmeye devam etti. Protestocuların arasına Mehmet Ali Alabora, Okan Bayülgen ve Şebnem Sönmez gibi ünlü isimler de katıldı.
30 Mayıs 2013
Ağaçların taşınması sürecinde ortaya çıkan protestolara ve olaylara güvenlik güçleri müdahale etmek zorunda kaldı. Yaşanan sert hadiseler, daha sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın soruşturma açılması talimatı vermesine yol açtı. Erdoğan, polisin aşırı güç kullandığını ifade ederek, bunun kabul edilemez olduğunu fakat göstericilere de kamu malına zarar vermekten kaçınmaları çağrısında bulundu.
31 Mayıs 2013
Sabah saat 05:00 sularında polis müdahalesiyle Gezi Parkı’ndan ayrılan eylemci gruplar, tekrar birleşerek Taksim’e yürüdü. Aralıksız devam eden olaylar, akşam saatlerinde İstiklal Caddesi ve Tarlabaşı’nda toplanan grupların eylemleri ile sürdü. Bu süre zarfında, polis ve göstericiler arasında fiziki müdahaleler yaşandı ve göstericiler inşaat alanını çeviren bariyerleri devirdi. Yoğun gaz kullanımı göstericilerin tepkisine yol açtı ve olaylar giderek büyüdü. Bu süre zarfında kamu malına verilen zararın boyutları arttı.
1 Haziran 2013
İstanbul’da yoğunlaşan gösteriler; Boğaziçi Köprüsü üzerindeki yürüyüş ve Taksim ve civarında kalabalıkların artışıyla devam etti. Saat 15:45 itibariyle polis güçlerinin meydandan çekilmesi talimatı verildi. Buna rağmen, çekilme sürecinde, göstericilerden bazı grupların polise taşlı sopalı saldırısı sonrası polis ve göstericiler arasında gerilimler yaşandı. Beşiktaş Barbaros Bulvarı'ndan Dolmabahçe'deki Başbakanlık Ofisi'nin önüne gelen grup, civardaki binalara saldırınca polis ekipleri tarafından biber gazı ve tazyikli suyla dağıtıldı.
2 Haziran 2013
Polisin göstericilere yönelik tutumunun pek çok kesim tarafından eleştirilmesiyle, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, meselenin aktörlerine “ölçülü” olmaları yönünde çağrıda bulundu. Cumhurbaşkanının çağrısının ardından İçişleri Bakanı Muammer Güler, polisi Taksim Meydanından geri çekti ve göstericiler yeniden meydanı doldurdu. Başbakan Erdoğan, Gezi Parkında yeşili de koruyarak aslına uygun bir biçimde Topçu Kışlası’nın inşa edileceğini, aynı zamanda mevcut Atatürk Kültür Merkezi’nin yerine büyük bir opera salonu inşa etmek istediklerini açıkladı.
3 Haziran 2013
Başbakan Erdoğan 3- 6 Haziran tarihleri arasında planlanmış 3 günlük resmi ziyaret için Kuzey Afrika’ya gitti. İstanbul ve Ankara’da büyük gösterilerle devam eden eylemler, farklı illerde basın açıklamaları ve etkinliklerle sürdü. Bazı işçi sendikaları genel grev kararı aldıklarını açıkladı. Borsa İstanbul güne sert bir düşüşle başladı. İzmir’de bazı protestocular AK Parti merkezini ateşe verdi. Abdullah Cömert isimli bir genç Antakya’daki gösteriler esnasında hayatını kaybetti.
4 Haziran 2013
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüştü. Cumhurbaşkanı ile görüşmesinin ardından açıklama yapan Arınç, şiddet içermeyen protestolara saygı duyduklarını ve çevre hassasiyetiyle sokağa çıkıp şiddet gören kişilerden özür dilediklerini söyledi. Sabah saatlerinde bazı ortaöğretim öğrencileri Ankara’da gösterilere katılmak istedi ancak polis öğrencileri yasadışı eylemlerine son vermeleri konusunda ikna etmek için büyük çaba harcadı. Eskişehir, Rize, Trabzon, Adana ve Tunceli gibi çeşitli şehirlerde gösteriler devam etti. Tunceli’de bazı protestocuların AK Parti binasını hedef almasıyla tansiyon yükseldi ve polisle göstericiler arasında çatışma çıktı.
5 Haziran 2013
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Taksim Dayanışması Platformu üyeleri ile biraraya geldi ve grubun taleplerini dinledi. Hükümete karşı siber saldırılar artmaya başladı. Hackerlar başbakanlığa ait bazı elektronik posta adresleri ile bazı web sayfalarını ele geçirdi. Bazı sendikalar greve gitti ve çeşitli illerdeki gösteriler devam etti. Antakya’da ise göstericiler hayatını kaybeden Abdullah Cömert’in anısına sessiz bir yürüyüş düzenledi. Miraç Kandili olmasının da etkisiyle göstericiler polisle karşı karşıya gelmekten kaçındı ve Taksim’de de sakin bir gece yaşandı.
6 Haziran 2013
11.’inci gününde gösteriler Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde devam etti. Başbakan Erdoğan Türkiye’ye dönüşünden önce göstericileri terörle bağlantılı aşırı uçlara dair provokatörlere karşı uyardı. Akşam saatlerinde binlerce kişi Başbakan Erdoğan’ı karşılamak için Atatürk Havaalanına gitti. Havaalanında Başbakana desteklerini sergileyen yaklaşık 10 bin kişi “Senin için ölürüz Erdoğan” sloganı attı.
7 Haziran 2013
Ankara, Adana, Malatya, Tunceli ve Elazığ’da protesto gösterileri düzenlenirken, Muğla’nın Bodrum ilçesinde ise emniyet teşkilatından özür dilemek için yürüyüş düzenlendi. Ankara Kızılay’da Halk Evleri üyesi bir grup toplandı ve Ziya Gökalp Caddesi ile Atatürk Bulvarı’nı ulaşıma kapattı ve hareketin ardından karşı karşıya gelen göstericiler ve güvenlik güçleri müzakere neticesinde anlaştı ve olaysız bir şekilde gösteriler sona erdi. Adana'da düzenlenen gösteriler sırasında düşerek ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede şehit olan komiser Mustafa Sarı'nın cenazesi memleketi Düziçi’nde defnedildi. Taksim Meydanı ve Gezi Parkında bulunan göstericilere güvenlik güçlerince herhangi bir müdahale gerçekleşmedi.
8 Haziran 2013
Taksim Meydanı ve Gezi Parkında toplanan göstericilere herhangi bir müdahale olmazken; Gazi Mahallesinde düzenlenen protesto yürüyüşün ardından bir grup çöp konteynırlarını ateşe verdi. Gruba polis ekipleri gaz bombası ve tazyikli su ile müdahale etti. Göstericiler Molotof kokteyli, havai fişek ve taşlarla polis ekiplerine saldırdı. Ankara, Kızılay Meydanında protesto için yolu trafiğe kapatan gruptan yolu açmalarını isteyen polise taş ve şişe ile saldırı gerçekleşti; polis tazyikli su ve biber gazı ile müdahale etti.
9 Haziran 2013
Taksim Dayanışma Platformu Taksim Meydanı’nda geniş katılımlı miting düzenledi. Taksim Meydanı'na yürüyüşlerinin sürdüğü sırada meydanda bir gerginlik yaşandı. BDP bayrakları taşıyan grupta Abdullah Öcalan’ın posteri ve PKK bayrakları açılınca bu durum bir başka grup tarafından protesto edildi. İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu şahsi Twitter hesabında, "Yaşanan olaylar içinde zaman zaman görülen ferdi hata ve aşırılıklar özür dilemeyi gerektirir. Bir gönül için bin özür dilerim" beyanatında bulundu. Ankara'da sosyal medya üzerinden organize olan bazı grup ve vatandaşlar, Esenboğa Havalimanı ve havalimanı yolu güzergâhında Başbakan Erdoğan'ı karşıladı.
10 Haziran 2013
Gezi Parkı'nda bıçaklanarak yaralanan Beşiktaş taraftar grubu Çarşı'nın sözcüsü Bülent Ergenç, park içinde alkol satışının yasaklanmasını istedi. İstanbul, Taksim Meydanı ve Gezi Parkında sakin bir gün geçirildi. Ankara’da güvenlik güçleri, Taksim Gezi Parkı'ndaki olaylara destek veren Kuğulu Park'taki göstericileri çadırlarını kaldırmaları konusunda ikna etti.
11 Haziran 2013
Güvenlik güçleri, sabah saatlerinde Taksim’e girdi. Polis, "Lütfen dikkat Gezi Parkı ve içindekilere kesinlikle dokunulmayacaktır" anonsları yaptı. Gezi parkındaki gruba müdahale olmazken polise Molotof kokteyli ve havai fişek atan gruba gaz bombası ve tazyikli su ile müdahale edildi. İstanbul Valisi Mutlu, Taksim'de polise saldıran eylemcilerin sığındıkları SDP binasına düzenlenen operasyonda silah ve kesici aletler ele geçirildiğini açıkladı. AK Parti grup toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, Taksim'in yayalaştırma projesi kapsamında, Gezi Parkı'ndaki bir kaç ağacın sökülmesi, taşınması aşamasında başlayan gösterilerin amaç ve kabuk değiştirerek, çıktığı andan çok farklı noktaya ulaştığını belirtti. Erdoğan, AK Parti olarak, toplumsal olayları okuma, yaşanan olayları analiz etme ve iyi değerlendirme konusunda her zaman çok büyük hassasiyet içinde olduklarını vurguladı.
12 Haziran 2013
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, meşru göstericilerle diyalog kurulması gerektiğini ancak şiddete başvuranların durumunun farklı olduğunu belirtti. Başbakan Erdoğan, İçişleri Bakanı Güler, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’la birlikte bir grup sanatçı, öğrenci ve akademisyenle Gezi Parkı olaylarına ilişkin bir toplantı yaptı. Toplantıdan sonra açıklama yapan Hüseyin Çelik, hükümetin Gezi Parkı projesiyle ilgili bir referanduma gitmeyi planladığını açıkladı. Çevreci grup Greenpeace bu açıklamaları olumlu karşıladığını kaydetti. Ancak Taksim’de protesto yapan kimi gruplar bu toplantıyı boykot etti ve toplantı katılımcılarının kendilerini temsil etmediğini açıkladı. İstanbul Valisi Mutlu, Gezi Parkı’na yönelik bir müdahale olmayacağını açıkladı.
13 Haziran 2013
Strasburg’da biraraya gelen Avrupa parlamentosu temsilcileri Türk hükümetini Gezi parkı olaylarında güvenlik güçlerinin müdahalesi nedeniyle eleştiren bir kararı kabul etti. AK Parti belediye başkanlarıyla bir toplantı yapan Başbakan Erdoğan, Avrupa Parlamentosunun kararını tanımadıklarını belirtti. Erdoğan ayrıca Gezi Parkı olaylarıyla ilgili oyuncu Hülya Avşar’la biraraya geldi. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ise yaptığı açıklamada, uluslararası medyada bazı grupların Türkiye’nin imajına zarar vermeye yönelik yayınlar yaptığını ve protestoların iyi tahlil edilmesi gerektiğini söyledi.
14 Haziran 2013
Başbakan Erdoğan aralarında ünlü oyuncular ile Taksim Dayanışma Grubu temsilcilerinin de bulunduğu bir heyetle Ankara’da saatler süren bir toplantı gerçekleştirdi. Bu görüşmede Erdoğan, Gezi parkı ile ilgili yargı kararının bekleneceği, yargı kararının Topçu Kışlası yapılması yönünde olması durumda bile plebisitle halka sorulacağının sözünü verdi. İstanbul’da ise Vali Mutlu, bir grup protestocuyla Dolmabahçe’de bir görüşme gerçekleştirdi ve grubun taleplerini dinledi.
15 Haziran 2013
Avrupa Komisyonu Erdoğan’ın protestocuları temsilen bir grupla yaptığı görüşmeyi ve hükümetin yapıcı adımları memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Ancak, Cumhurbaşkanı Gül’ün de çağrıda bulunmasına rağmen, protestocular Gezi Parkı’nı boşaltmayacaklarını açıkladı. Başbakan Erdoğan Ankara Sincan’da “Milli iradeye saygı” mitinglerinin ilk ayağını yaklaşık 200 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdi. Mitinge büyük ilgi gösteren halk, hükümete yönelik desteğini gösterdi. Erdoğan protestoculara Gezi Parkı’nı boşaltmaları için 24 saat süre verdiğini açıkladı. Erdoğan ayrıca, protestocuların parktan ayrılmamaları durumunda güvenlik güçlerinin görevlerini yerine getireceğini vurguladı. Akşam saatlerinde güvenlik güçleri Taksim ve Gezi Parkı’ndaki eylemcileri meydanı boşaltmalarına yönelik uyardı. Ancak göstericiler bu uyarılara rağmen meydanı boşaltmayınca polis müdahalesi gerçekleşti. Müdahale esnasında biber gazı ve tazyikli su kullanıldı. Çıkan çatışmalarda aralarında 2 polisin de bulunduğu 46 kişi yaralandı. Bu müdahalenin ardından Ankara, Izmir, Denizli, Manisa ve Adana’da protesto gösterileri düzenlendi.
16 Haziran 2013
İktidar partisi AK Parti 2014 yerel seçim çalışmalarının bir parçası olan ikinci mitingi İstanbul’da düzenledi. Mitingde yaklaşık bir milyon kişiye seslenen Erdoğan, Taksim’de sehir müzesi yapılacağını ve Gezi Parkı’ndaki 500 ağacın korunacağını söyledi. Polisin Gezi Parkı’na yönelik müdahakesine karşı protestolar İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana başta olmak üzere birkaç şehirde devam etti. Beş iş sendikası polisin müdahalesine karşı pazartesi günü bir günlük iş bırakma eylemi ile protesto gösterisi düzenleyeceklerini açıkladı.
17 Haziran 2013
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Gezi olaylarına ilişkin yaptığı açıklamada sağduyu çağrısında bulundu. Çiçek, "Bu protestolar bir an önce sona ermeli." dedi. Başbakan Erdoğan ise yaptığı açıklamada, bu son olaylarla Türk ekonomisi ile demokrasisinin testten geçtiğini kaydetti. Diğer yandan, İçişleri Bakanı Muammer Güler de işçi sendikalarının greve gitmeyeceklerini umduğunu belirtti. Ancak buna rağmen, 5 sendika, 1 günlük grev ile protesto gösterisi yaptı.
18 Haziran 2013
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Gezi Parkı gösterilerinin ülke ekonomisine zarar verdiğini belirterek, bitirilmesini istedi. Gül, ““Hepimiz sarsıntı geçirdik. Şimdi toparlanma zamanı. Sıcağı sıcağına fark edilmiyor ama olanlar, ekonomiye zarar veriyor, yatırımcılarda tereddütler oluşmaya başladı” dedi. Pazartesi akşamı performans sanatçısı Erdem Gündüz’ün sessiz ayakta durma eyleminin ardından, bir grup Taksim Meydanı’nda sessiz protesto yaptı. FİFA Güvenlik Müdürü Ralf Mutschke, FİFA U-20 Dünya Kupası etkinliğinin protestolardan etkilenmeyeceğini açıkladı.
19 Haziran 2013
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü Hüseyin Çelik, parti yürütme kurulunun Gezi Parkı’na ilişkin yargı kararının ardından son kararın plebisit yöntemiyle belirlenmesini desteklediğini açıkladı. Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, “Müzakerelerde 3 yıllık bir kesintinin ardından, 26 Haziran’da yeni bir başlık açılacak. AB’nin olaylara ilişkin olası orantısız tepkisinden endişe ediyoruz” dedi.
20 Haziran 2013
Somali'nin başkenti Mogadişu'da Taksim Gezi Parkı'nda meydana gelen olaylar nedeniyle Başbakan Erdoğan'a destek gösterisi düzenlendi. Somali Öğrenci Birliği'nin düzenlediği gösterilerde, Türk bayrağı ve Erdoğan'ın posterlerini taşıyan göstericiler, Türkiye ve Türk halkına destek veren, Erdoğan hükümetinin Somali'ye ekonomik ve siyasi alanda verdiği desteği öven sloganlar attı.
21 Haziran 2013
İstanbul’da görülen bir davada Gezi Parkı olaylarına ilişkin sorgulanan 25 şüpheliden 18’inin tutuklanmasına karar verildi. Tutuklanan 18 kişinin terör örgütü üyesi oldukları ve kamu malına zarar verdikleri belirtildi.
22 Haziran 2013
Olaylarda hayatını kaybedenleri anmak istediklerini belirten göstericilere ve temsilcilerine Taksim Meydanı’na girme imkânı verilmiş ve anma töreni emniyet güçleri tarafından izlenmiştir. Saatlerce süren törenden sonra, polis, eylemcilerin talep ettiği sürenin bittiğini ve durumun kamu düzeninin ihlal eder bir hale büründüğünü belirterek, eylemin bitirilmesi gerektiğini duyurmuştur. Saatlerce yapılan ihtara uyulmamış, tam tersine yer yer polis araçlarına saldırılar olmuştur. Bunun üzerine polis güçleri, müdahale etmek zorunda kalmış ve meydandaki işgali sona erdirmiştir.
23 Haziran 2013
Avusturya’nın başkenti Viyana’da 10 bin kişiden fazla kişi Gezi Parkı olaylarına atfen Başbakan Erdoğan’a destek mitinginde biraraya geldi.
24 Haziran 2013
Dünya Bankası Kıdemli Danışmanı Luis Serve, "Gezi Parkı olayları Türk ekonomisinde büyük bir etki yaratmadı. Olaylar uzun süre devam ederse farklı olabilir fakat şimdilik böyle bir durum yok" dedi. AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış yarın Türkiye’de görev yapan AB ülke büyükelçileriyle Gezi Parkı olaylarına ilişkin bir bilgilendirme toplantısı yapacak.
  • Gösterilerin yol açtığı toplam zararın 140 milyon Türk lirasını aştığı bilinmektedir. Olaylarda provokatör gruplar tarafından 259 sivil araç, 250 polis arabası, 58 kamu binası, 45 ambulans, 4 özel otobüs, 90 belediye otobüsü, 337 iş yeri, 1 konut binası, 1 polis merkezi, biri CHP, diğerleri AK Parti’ye ait 14 parti binası, yüzlerce otobüs durağı, trafik ışık ve levhaları, mobese kameraları, ATM’ler ve kaldırımlar zarar verilmiştir. Söz konusu zararların büyük bir kısmının görüntüleri mevcuttur.
Dezenformasyon ve Gerçekler
İstanbul'daki olaylarla ilgili notlar
Taksim'deki yayalaştırma projesine tepki olarak başlayan protestolar, 1 ve 2 Haziran'da, ulusal çapta Ak Parti karşıtı gösterilere dönüşmüştür. Polisle yaşanan çatışmalarda düzinelerce insan yaralanmış, yüzlerce kişi gözaltına alınmıştır. Aşağıdaki noktalar olayların uygun bağlama yerleştirilmesine yardımcı olacaktır.
  • Taksim Meydanı'ndaki Taksim Gezi Parkı Projesi aylar önce yerel düzeyde alınmış bir karardır. AK Parti bu projeyi 2011 seçim kampanyası sırasında açıklamıştır. Proje, yaya kaldırımlarının genişletilmesini ve Topçu Kışlası olarak anılan eski askeri binanın yeniden inşasını öngörmektedir. Yeni proje, Taksim'deki yeşil alanı azaltmayacak, aksine arttıracaktır. Otomobil trafiği yer altına alınacak ve İstanbul'un en geniş meydanlarından biri olan Taksim Meydanı’nın tamamı sadece yayalara tahsis edilecek. Bazı haberlerin aksine, Taksim Gezi bölgesine bir AVM inşa etme niyeti hiç olmadı. Hatta Belediye Başkanı Topbaş da Başbakan Erdoğan da bunu pek çok kez vurgulamasına rağmen, ilk günden itibaren protestocular bunu duymak istemediler.
  • Tek bir konu temelli ortaya çıkan (Taksim Gezi Parkı Projesi) ve belli bir amacı ve talebi olan eylemler hükümete karşı belli bir amacı veya talebi olmayan ideolojik bir harekete dönüşmüştür. Olayların ilk ve ikinci gününde polis kalabalıkları konvansiyonel yöntemleri kullanarak kontrol altına almaya çalıştı. Başbakan Erdoğan İstanbul ve Ankara'da orantısız göz yaşartıcı biber gazı kullanımını eleştirdi. İçişleri Bakanlığı soruşturma açtı. Soruşturma halen devam etmektedir. 1 Haziran Cumartesi günü saat 16.00'da polise Taksim meydanından geri çekilme talimatı verildi ve Gezi Parkı protestocular ile vatandaşlara açıldı. Bu durum, Taksim bölgesinde gerilimi düşürdü. Ancak bazı militan gruplar Beşiktaş'taki Başbakanlık ofisine ellerinde sopalar, taşlar ve benzerleri ile yürümeyi denediler. Yol üzerindeki kamu ve özel mülklere zarar verdiler. Kamera görüntüleri bu grubun değişik Marksist-Leninist örgütlerin bayrak ve flamalarını taşıdığını gösteriyordu. Polis, bekleneceği üzere, bu grupların Başbakanlık ofisine ve diğer binalara saldırmasına izin vermedi.
  • İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer kentlerde barışçı gösteriler de oldu. 2 Haziran Pazar günkü bu gösterilerde çok az çatışma yaşandı.
  • Arap baharı olayları ile sözde Türk baharı arasında benzerlik kurulması tamamen yersizdir. Türkiye bir parlamenter demokrasidir ve AK Parti’yi oyların %50’sini alarak iktidara taşıyan son seçimler 2011 yılında yapılmıştır. Seçimlerde AK Parti oyların yüzde 50'sini alarak iktidara geldi. Türkiye'de seçimlere katılım oranı genellikle yüzde 80'in üzerinde gerçekleşmektedir. Demokratik mekanizmalar hiçbir kesintiye uğramaksızın işlemektedir. Ülkede katılımı arttırmayı ve demokrasiyi derinleştirmeyi hedefleyen belirli çabalar vardır. Türkiye’de 2014 yılında yerel ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri, 2015'te ise genel seçimler yapılacaktır. AK Parti ve hükümetin politikalarına karşı olanlar demokratik haklarını başka partilere oy vererek kullanabilirler.
  • Diktatörlük ve otoriterlik suçlamaları hiçbir özlü kanıt olmaksızın yapılmaktadır. Kimse, üst üste son üç genel seçimi kazanmış ve oyların yüzde 50'sini alarak iktidara gelmiş ve halkın taleplerine cevap vermekte olan bir hükümeti "otoriter" olarak isimlendiremez. Türkiye, şeffaflığı uluslararasınca tanınmış parlamenter bir demokrasidir. Gerisi, diktatörlüğe eğilimle hiçbir alakası bulunmayan günlük siyasi mevzu ve tartışmalardır. Otoriterlik suçlamaları gösteriler sırasında objektif bir gözlem olmaktan çok, günlük bir spora dönüşmüştür.
  • İstanbul'daki barışçı gösterileri manipüle etmeye çalışan radikal gruplar, Türkiye'deki demokrasi güçleri değiller. Bu gruplar, geçmişte Türkiye'de askeri darbeleri ve müdahaleleri desteklemiş, Kürt sorununun çözülmesine karşı çıkmış, Türkiye'deki Müslüman olmayan azınlıkların haklarını inkâr etmiş, Türk milliyetçiliğinin en ilkel halini savunagelen, ifade ve inanç özgürlüğünün bastırılmasını desteklemiş, yabancı düşmanı eylemlere karışmışlardır.
Dezenformasyon
Sosyal medyada (Twitter, facebook vs.) kitleleri sorumsuzca provoke etmeyi amaçlayan çok sayıda yalan bilgi ve fotoğraf paylaşıldı.
Uluslararası medya da hiçbir doğrulatmaya yapmaksızın, bu yanlış bilgileri alarak, haberleştirdi. Örneğin, çok sayıda kişinin öldüğü, polisin portakal gazı kullandığı, bazı protestocuların işkence gördüğü gibi haberler yapıldı.
2 göstericinin öldüğünü açıklayan Uluslararası Af örgütünü 2 Haziran Pazar günü bir düzeltme yayınladı ve bu haberi doğrulatmadan yaydığı için özür diledi. Bundan başka hiçbir kurum/şahıs yanlış haber yaptığından ötürü bir özür beyanında bulunmamıştır.
Ana akım Türk medyasının hükümet baskısı nedeniyle gösterileri yayınlamadığı iddiaları tamamıyla yalandır. Tüm ulusal kanallar olayları canlı olarak, röportajlar, yorumlar ve görsel ögeler kullanarak saatlerce yayınladı.
29 Mayıs 2013- 2 Haziran 2013 arasında (ana akım medyanın yayın yapmamakla eleştirildiği tarihler) günlük ortalama 19 saat ayın yapılmıştır. (Gösterileri bu denli popüler hale gelişinin 31 Mayıs’tan itibaren olduğu unutulmamalıdır.)
Provokasyon ve Vandalizm
İstanbul'daki barışçı gösterileri manipüle etmeye çalışan radikal gruplar, Türkiye'deki demokrasi güçleri değiller.
Bu gruplar, geçmişte Türkiye'de askeri darbeleri ve müdahaleleri desteklemiş, Kürt sorununun çözülmesine karşı çıkmış, Türkiye'deki Müslüman olmayan azınlıkların haklarını inkâr etmiş, Türk milliyetçiliğinin en ilkel halini savunagelen, ifade ve inanç özgürlüğünün bastırılmasını desteklemiş, yabancı düşmanı eylemlere karışmışlardır.
Geçen süre İstanbul ve Ankara’da büyük gösterilerle devam eden eylemler, farklı illerde basın açıklamaları ve etkinliklerle sürdü (67 il 235 etkinlik). 27 Mayıs’ta başlayan eylemlerde:
115’i güvenlik görevlisi olmak üzere 173 kişi yaralandı.
89 polis aracı ve 42 özel araç göstericiler tarafından tahrip edildi. Bunların içinde 4 otobüs, 18 belediye otobüsü, 15 kamu aracı, 94 işyeri, 1 konut, 1 polis merkezi, 4 siyasi parti binası, yüzlerce otobüs durağı, trafik ışık ve levhaları, mobese kameraları, bankamatik ve kaldırımlar bulunmaktadır.
Yaşanan olaylarda toplam 1730 kişi gözaltına alınmış ve bir kısmı ilk sorgularının ardından serbest bırakılmıştır.
Özel işyerlerinde henüz hasar tespiti yapılmamasına rağmen toplam zarar, 20 milyon TL civarındadır.
Vandalist grup içinde TKP (Türkiye Komünist Partisi), 1 Şubat 2013'de ABD büyükelçiliğine karşı saldırıyı gerçekleştiren yasadışı solcu DHKPC örgütü ve yeni-ulusalcı Türk Gençlik Birliği (TGB) gibi iyi tanınan radikal örgütler de yer alıyor. Bu grupta yer alanların amacı taleplerini dile getirmekten ziyade Erdoğan hükümetini karalamak ve ona meşruiyetini kaybettirmek.
Sorular
Gezi Parkı protestoları kimler tarafından ne amaçla yapılmıştır?
Protestolar, Taksim Yayalaştırma projesi kapsamında gezi parkında yapılan düzenlemelere karşı tepkilerle başlamıştır. Sosyal medyada dolaşan dezenformasyonlar, yanlış bilgiler ve gösterilere müdahalelerde ortaya çıkan görüntüler, bazı siyasi partilerin destek vermesiyle kalabalıkların sayısı artmış ve hükümet karşıtı bir gösterilere dönüşmüştür.
Gezi parkında birçok ağacın kesileceği doğru mu?
Yapılan proje kapsamında Gezi parkının bir kısmını da içine alan bölgede yol genişletme çalışması yapılması hedeflenmektedir. Bu kapsamda parkta bulunan ağaçların bir kısmı yerlerinden sökülerek Çağlayan’da başka bir parka nakledileceklerdir. Halihazırda yerinden sökülen ağaç sayısı 10, kesilen ağaç sayısı 2’dir.
Projenin bitiminde bölgedeki yeşil alan ve yayaların kullanabileceği bölgede ikiye katlanacaktır. Topçu Kışlası ortasında kalan ve ağaçlarıyla birlikte korunan 17bin m2’lik alana Taksim Meydanı’ndan kesintisiz olarak yaya geçişi olacak ve binanın avlusunda kalan mevcut Gezi Parkı düzenlemesi aynen korunacaktır.
Polisin Gezi Parkındaki protestoculara çok sert müdahale ettiği doğru mudur?
Polis kendisine verilen, halkın güven ve huzurunu temin etmek noktasındaki görevini yapmaya gayret etmiştir.
Ancak zaman zaman gerginleşen olaylar sebebiyle sert müdahaleler olmuştur. Fakat orantısız güç kullanılıp kullanılmadığı konusunda, İçişleri Bakanı Sayın Muammer Güler gerekli incelemelerin yapılacağını söylemiştir ve Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan gerekli talimatları vermiştir.
Bununla beraber, yaralanan 173 kişiden 115’inin güvenlik görevlisi olduğu bilinmektedir.
Ülke genelinde birçok ölü olduğu doğru mudur?
Başta sosyal medya olmak üzere farklı mecralarda ilk üç boyunca sürekli olarak ölü sayısı verilmiş, bazen 1, bazen 3 bazen de 17 olduğu yoğun bir şekilde dolaşıma sokulmuştur. Marjinal kesimlerle sınırlı kalmasına rağmen, 500 ölü olduğu bilgisi de verilmiştir.
Resmi kaynaklar sürekli duyurmasına rağmen, aralarında muhalif parti vekillerinin ve gazetecilerin olduğu bazı kesimler bu verileri paylaşmıştır.
Askerlerin Polise karşı halkla birlikte çatıştığı doğru mudur?
Böyle bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Askeriye ve Polis teşkilatı halkın huzur ve güveni için birlikte çalışan iki önemli kurumdur. İki teşkilat arasında gerilim varmış gibi gösterilmesi, darbeci zihniyetle işbirliği yapan kesimlerin öne sürdüğü ve hiçbir karşılığı olmayan bir iddiadır.
Aynı dönemde, hiçbir karşılığı olmadığı halde 400’den fazla polisin istifa ettiği haberleri dolaşıma girmiştir.
Polis müdahale sırasında kimyasal gazlar kullanmış mıdır?
Müdahalede polis tarafından yalnızca biber gazı ve göz yaşartıcı gaz ile tazyikli su kullanılmıştır. Bahsedilen gazların insan üzerinde herhangi bir ölümcül etkisi olmayıp amaç yalnızca caydırıcılıktır. Yoğun ve gereksiz kullanım konusunda tepkiler yaşanmış ve ortaya çıkan görüntülere dair soruşturmalar başlatılmıştır.
Polisler müdahale sırasında gerçek mermilerle ateş açmışlar mıdır?
Polis kesinlikle gerçek mermi ile müdahalede bulunmamıştır. Yaralıların içinde de gerçek mermiyle yaralanmış kimse bulunmamaktadır.
Gezi Parkının tamamen yıkılıp yerine Alışveriş Merkezi yapılacağı doğru mudur?
Herhangi bir şekilde ne Taksim Kışlası planı içinde ne meydan düzenlemesinde ne de Gezi Parkı çalışmalarında böyle bir durum söz konusu değildir.
Erdoğan otoriter midir?
Erdoğan, nerede ve ne zaman uzlaşması gerektiğini bilen güçlü bir siyasi liderdir. Genel olarak ülkenin çıkarına olduğunu düşündüğü politikaları ve mevzuatı destekler. Aynı zamanda esnek ve pragmatist bir yaklaşım sergiler. Temel politika konularında benimsediği katı tutumu sayesinde sağlam demokratik tedbirler almış, askeri vesayeti sonlandırmış, darbe girişimlerinin üstesinden gelmiş ve yoksulluk ve yolsuzlukla mücadele etmiştir.
Bununla birlikte Erdoğan uzlaşma konusunda da çok iyidir. Örneğin:
Yeni Anayasa hakkında Meclis Komisyonuna 3 üye vermeyi kabul etmiştir. Bu Komisyon son 1,5 yıldır henüz herhangi bir uzlaşmaya varılmaksızın taslak anayasa üzerinde çalışmaktadır. Muhalefet partileri anayasa sürecini geciktirmek ve nihayetinde bu süreci sonlandırmak amacıyla çeşitli bahaneler üretirken yeni anayasa için uğraşan AK Parti olmuştur.
Başbakan Erdoğan 30 yıldır devam eden PKK/terör sorununu bitirmek için cesur adımlar atmıştır. Ve bunu da hem siyasi partilerin hem de halktan bazı kesimlerin sert bir şekilde karşı çıkmasına rağmen gerçekleştirmiştir. Hatta AK Partinin destekçileri bile zaman zamana duydukları kaygıları ve şüpheleri dile getirmiştir. “Çözüm Süreci” olarak adlandırılan bu süreç Erdoğan’ın en önemli başarısı olarak görülüp takdir edilmektedir. Erdoğan bu süreç boyunca kararlılığını korumuş ve aynı zamanda esnek davranmıştır.
AK Partiyi destekleyen seçmenlerin büyük çoğunluğunun desteklediği bir teklif olan Türkiye’de kürtajın yasaklanması çağrılarına rağmen, Erdoğan kürtaj için hamileliğin sadece ilk aylarının kısaltılmasını kabul etmiştir. Bazı medya haberlerinin aksine, Türkiye’de kürtaj yasaklanmamıştır.
İki hafta süren protestoların ardından Başbakan Erdoğan 12 Haziran 2013 tarihinde Gezi Parkı protestocuları temsilcileriyle görüşmeyi kabul etmiştir. Ayrıca Başbakan Yardımcısına, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanına ve Valisine de barışçıl protestocularla görüşme talimatı vermiştir.
Erdoğan ülkede çoğunlukçu bir politika mı uyguluyor?
Ak Parti oyların %50’sini kazanmış ancak herkesin başbakanı olarak hizmet vermektedir. Ülkeye bir bütün olarak hizmet sunulması ve yatırım yapılması kapsamında hiçbir şekilde ayrım yapılmamıştır. Üst üste iktidara gelen AK parti Hükümetleri, muhalefet partilerin çoğunlukta olduğu alanlarda pek çok kamu projesine imza atmıştır.
Mecliste başlıca yasalar, parlamenter demokrasi kanallarıyla onaylanır. Diğer partiler alt komite süreçlerine dahil olur ve önerilen yasayı destekler veya desteklemez.
Bazı yasalar tartışmalı olabilir ve diğerleri bu yasalara karşı çıkılabilir. Ancak ABD’de silah yasası tartışması, Amerika ve Avrupa’da kök hücre araştırması ve Avrupa ülkelerinde çeşitli sosyal güvenlik ve bütçe tartışmaları gibi diğer demokrasilerde yaşananlardan farklı bir durum yoktur. Meclis çoğunluğuyla bir yasanın/mevzuatın onaylanması bir hükümeti otoriter veya diktatör yapmaz.
Alkol tüketimine kısıtlama getiren yasa bazıları tarafından Türkiye’de alkolün yasaklanması olarak görülüp eleştirilmiştir. Bu doğru değildir. Çıkarılan yasada Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği standartlar uygulanmıştır ve yasal olarak alkol tüketme hakkına engel teşkil etmemektedir. Bazı Avrupa ülkelerine ve Amerika’da bazı eyaletlere kıyasla bu yeni alkol düzenlemesi hala çok liberal bir düzenlemedir.
Erdoğan diktatör müdür?
Bu çok asılsız bir suçlamadır. Erdoğan diktatör değildir ve Türkiye diktatörlükle yönetilmez. 1950 yılından beri Türkiye, uluslararası alanda kabul edilen, özgür ve adil seçimlerin yapıldığı parlamenter bir demokrasidir. Seçimlere katılım oranı yaklaşık %80’dır. Erdoğan yedi genel ve yerel seçim, bir referandum kazanmış ve her birinde de oy oranını giderek artırmıştır. En son seçimler Haziran 2011’de yapılmış ve bu seçimlerle AK Parti oyların %49.9’una kazanarak üçüncü dönem için iktidara gelmiştir.
Erdoğan’a diktatör demek Türk demokrasisine ve Türk halkına hakarettir.
Erdoğan, yolsuzluk, askeri vesayet ve yargı oligarşisine karşı verdiği mücadeleyle tüm dünyada takdir edilmiştir. Filistinlilerin hakları ve BM Güvenlik Konseyinde daha fazla ve daha adil temsil için reform yapılması çağrısı gibi bölgesel ve küresel siyasette adalet meselelerini gündeme getirdiği için ödüller almıştır.
Polis Vahşeti?
Hükümet, 31 Mayıs ve 1 Haziran 2013 tarihlerinde Taksim’deki protestoculara karşı orantısız güç kullanıldığını kabul etmiş ve bunun için özür dilemiştir. Ancak polise Taksim Meydanını boşaltma talimatı verildikten sonra, radikal gruplar polise ve İstanbul ve Ankara’daki Başbakanlık Binası dahil kamu binalarına saldırmışlardır. Bu gruplar insanlara saldırmış, kamu binalarına ve mağazalara zarar vermiş ve yağmalamıştır. Çeşitli uyarıların ve müzakerelerin ardından polis kalabalığı dağıtmak için toma ve biber gazıyla müdahale etmiştir.
Bu yöntemler yakın zamanda İngiltere, Fransa, Yunanistan ve ABD’de kullanılan yöntemlerden hiç farklı değildir. Buna benzer protestolar olmuştur ve protesto gruplarının yağmalama ve çapulculuk yapmasını, kamu ve özel binalara saldırmasını engellemek ve asayişi sağlamak için polis aynı yöntemleri kullanmıştır. Amerika’da Wall Street’i İşgal Et protestoları sırasında polis biber gazı dahil benzer taktikler kullanmıştır. Wall Street’i İşgal Et olayları sırasında maalesef çok sayıda inan hayatını kaybetmiştir.
Marjinal grupların geniş çaplı provokasyonlarına rağmen polise kendini frenleyerek hareket etmesi ve biber gazını son çare olarak kullanması talimatı verilmiştir. İçişleri Bakanlığı aşırı güç kullanımı kapsamında soruşturma başlatmış ve bazı polis memurları sorgulanmıştır.
Bu olaylar hem protestocuların hem de polisin yaralanmasına neden olmuştur. Protestolar sırasında iki sivil hayatını kaybetmiş olmakla birlikte bunun nedeni polis müdahalesi değildir. Aynı zamanda bir polis memuru da yaşamını yitirmiştir. Yaralananların büyük çoğunluğu polis memurudur.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan ve diğer kamu yetkilileri bu üzücü durum karşısında duydukları üzüntüyü dile getirmişlerdir.
Bu bir Türk baharı mı?
Taksim Meydanı, Tahrir Meydanı değildir ve bu bir Türk Baharı değil. Türkiye’deki sokak eylemleri İspanya, İsveç, Yunanistan, İngiltere, Fransa ve Birleşik Devletlerdekilerle karşılaştırılabilir. Bunlar bir diktatörü devirmek için yapılan protesto hareketleri değil. Erdoğan, oyların %50’sini alarak seçilmiş bir başbakan.
Türkiye’de askeri vesayete, darbe planlarına ve otoriter bir devlet yapısına karşı mücadele eden kişi Erdoğan. Onun yönetiminde Türkiye daha özgür, çoğulcu ve daha yüksek refah düzeyine sahip bir ülke haline geldi. Gayrimüslim dini azınlıklar, on yıl önce tasavvur dahi edilemeyecek bir düzeyde haklara sahipler. Siyasi partilerin kötü amaçlı ve bölücü muhalefetine rağmen Kürt sorunu, geniş bir halk desteğiyle çözüme doğru ilerliyor. Dört yılda bir özgür ve adil seçimler düzenleniyor ve uluslararası anlamda da tanınıyor.
Son olaylar laikler ve İslamcılar arasındaki bir çatışma mı?
Hayır. İslamcı vs. laik sınıflandırması çok basit bir ifade ve Türkiye’nin karmaşık gerçeklerini yansıtmıyor. AK Parti kendini muhafazakar demokratik bir parti olarak nitelendirse de Türkiye’de Şeriatı desteklemiyor. Türkiye laik bir demokrasi ve birbirini izleyen AK Parti hükümetleri, Türkiye anayasasının demokrasi, laiklik ve hukukun üstünlüğü ilkelerine saygı duymuştur. Esasen Erdoğan, Tunus ve Mısır gibi ülkelere laik demokrasiyi savunmuştur.
Ancak diğer muhafazakar partiler gibi AK Parti de muhafazakar bir hayat şeklini, dini özgürlüğü, serbest piyasa ekonomisini ve dini hayata saygıyı savunan ilkelere inanmaktadır. Bu, diğerlerinin siyasi hedeflerini izleme ve kendi yaşam biçimlerine göre hayatlarını sürdürme haklarını reddetmek anlamına gelmez. Ancak AK Partiyi ve Başbakan Erdoğan’ı AK Partiye oy verenlerin kabul ettiği ve desteklediği muhafazakar politikaları uygulamakla suçlamak demokrasinin ilkesinin ihlalidir.
Eylemciler kim?
Eylemciler arasında üç çeşit grup var. İlki yalnızca doğaya duydukları endişe nedeniyle eylemlerde yer alan gerçek çevreciler. İkinci grup ise zaten kötü olan bir durumu daha kötü bir hale getirmeye çalışan, hükümete zarar vermek için her fırsatı değerlendirecek olan provokatörler. Üçüncü grup ise 2002’den bu yana AK Parti iktidarında yeterince temsil edilmediklerini ve seslerinin yeterince duyulmadığını düşünenler.
Hükümet birinci ve üçüncü gruplara elini uzatıyor ve endişelerini dinliyor. 3 Haziran 2013 tarihinden beri bu grupların temsilcileriyle bir dizi toplantı yapıldı ve bunun devamı da gelecek. Bu toplantıların amacı eylemcilerle bir diyalog başlatmak ve meşru taleplerine cevap vermek.
İkinci grup için ise polisle yaşanan çatışmalardan ve kamu ve özel mülke karşı vandalizmden büyük oranda sorumlu olan grup. Hükümet bu gruplara karşı bir uyarı yayınladı ve kamu düzenini sağlayan kanunlar dahilinde hareket edecek.
Hükümet protestoları nasıl ele aldı?
Olayların başlamasından bu yana, hükümet birçok adım attı. Protestoların ikinci günü olan 1 Haziran’da, polislere Taksim Meydanından ve Gezi Parkı alanından çekilmeleri emredildi. Aynı gün Gezi Parkı göstericilere açıldı. Güvenlik güçlerine aşırı güç kullanılmaması ve mümkün olan yerlerde biber gazı kullanımından kaçınılması talimatı verildi. İçişleri Bakanlığı orantısız güç kullanımına yönelik bir soruşturma başlattı. Barışçıl protestolara İstanbul, Ankara, İzmir ve diğer şehirlerde belirlenen alanlarda izin verildi.
4 Haziran’da Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Taksim Gezi Parkı Platformunun temsilcileriyle görüştü. İstanbul Belediye Başkanı Taksim’e yönelik teklif edilen kalkınma projesini bir daha gözden geçirmek üzere görüşmeye sundu.
8-9 Haziran 2013 tarihinde, Erdoğan barışçıl göstericileri İstanbul Belediye Başkanı ve Kültür ve Turizm Bakanı ile diyaloğa davet etti. Duydukları endişeyi tartışmak için göstericiler grubuyla görüşmekten mutluluk duyacağını söyledi.
10 Haziran’da, Kabine sözcüsü, Başbakan Erdoğan’ın 12 Haziran 2013 tarihinde göstericiler grubunun temsilcileriyle görüşeceğini bildirdi.
Şiddet içeren davranışlarda bulunanlar tutuklandı ancak daha sonra serbest bırakıldı.
Basında Olaylara Taraflı Bir Şekilde Yer Verilmesi
Olaylarla ilgili olarak uluslararası medya tarafından yapılan haberler tarafsızlıktan çok uzaktı. Çeşitli medya organları, hikayenin yalnızca bir tarafını ele alarak, olayları çarpıtılmış bir şekilde sundular. Bazı sözde haber organları, doğru olmayan twitter mesajlarını doğru haber gibi aktardılar.
Uluslararası Af Örgütü, kaynağını kontrol etmeden bir muhalefet politikacı tarafından gönderilen tweet’e dayanarak 1 Haziran’da iki kişinin öldüğünü söyledi. BBC bunu haber olarak aktardı ancak sonra, Uluslararası Af Örgütünün düzeltme yapmasından ve özür dilemesinden sonra, bu raporunu değiştirmek zorunda kaldı.
Sosyal medya geniş çapta kullanılmış ancak aynı zamanda yanlış bilgi verme amacıyla da kullanılmıştır. Twitter’da yüzlerce yalan haber tespit edildi. Bunlar, hem göstericileri, hem de sıradan vatandaşı yanıltıp kışkırttı.
Yeni olay olmadığı zamanlarda bile, birçok Medya organı, ayaklanma ve çatışma sahnelerini tekrar tekrar yayınladı.
Başbakan Erdoğan'ın Mesajı
Sayın Başbakanın Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde yaptığı konuşmada verdiği bazı mesajlar
Yapılan şey, kaldırım genişletme çalışmasıdır. Yeşil alan azalmayacak arttırılacak.

AVM yok; şehir müzesi yapılabilir. Sosyal yaşam alanları olabilir. Bunun kararı henüz verilmedi. Araba trafiği yolun altına alınacak.

Polis aşırı güç kullandı. Tasvip etmiyoruz. Soruşturma açıldı, gerekli talimatlar verildi. Polis orada düzeni korumak için duracak. Dünyadaki uygulama da budur.

AK Parti döneminde yeşil alan miktarı arttı. 900 bin hektar yeni orman kazandırdık, 2,5 milyar fidan dikildi.

Eylemcilerden kimseye zarar vermemelerini rica ediyorum.

Samimi duygularla katılan vatandaşlarımıza ve siyasi partilere sağduyu çağrısı yapıyorum. Herkes fikrini özgürce ifade edebilir ama tahriklere karşı dikkatli olalım.

Diyaloğa gireriz ve müzakere yaparız ama muhatap belli değil. Bu konuda çağrıda bulunuyorum.

CHP’ye çağrım: Tahriklerden kaçının ve sağduyulu olun.

Sosyal medyada büyük çarpıtmalar yapılıyor. Yalan yanlış, sahte bilgiler ve görüntüler dolaşıma sokuluyor. Bunlara karşı herkesi dikkatli olmaya çağırıyorum.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Afrika resmi ziyaretinden dönüşünde on binlerce AK Partili seçmeni ve vatandaşı tarafından karşılandı.
Başbakan Erdoğan konuşmasında gösterilerin hemen sonlandırılmasını söyledi ve ayrıca isteklerini dile getiren normal vatandaşlar ile protestoları provoke eden marjinal grupların ayrımını belirterek olaylara yasadışı ve uç grupların dahil olduğunu ifade etti.
Polisin masum vatandaşlara karşı uyguladığı aşırı güç kullanımından dolayı Başbakan Yardımcısı tarafından iletilen özrü hatırlatan Erdoğan provokatörlere karşı duruşunu ‘Bu ülkenin barışı ve huzurunu bozmalarına izin vermeyeceğiz’ diyerek belirtti.
Foto Galeri